gitmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gitmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2016 Pazartesi

Bilet

"Biletçi, bakar mısın?" diye seslendi arkasından adamın... Gişeyi kapatmış, hızlı adımlarla ilerlemeye başlamıştı adam... Duymadı mı, yoksa duymak mı istemedi, bilemiyorum... Öğlen yemeği için evine gidiyordu belli ki, vakit dar, yol uzundu belki de... Ya da önce halletmesi gereken başka işleri vardı, ekmek ve yoğurt götürmesi gerekiyordu eve, bakkala uğrayacaktı ama önce borçlarını kapat derse bakkal, ne cevap verecekti, onu hesap ediyordu kafasında...

Ama ilk otobüse bilet alması, hemen gitmesi şarttı bu şehirden... Öğle paydosunu bekleyemezdi, mümkünü yok bir saat daha geçiremezdi buralarda... Hemen gitmesi şarttı... Kalkan otobüse doğru seyirtti mecburen, biletçi çoktan uzaklaşmıştı çünkü o bunları düşünürken... Belki şoföre yalvarsa, ilk duraktan alsa bileti, kim bilir... Koridorda bile oturmaya razıydı, öyle cam kenarı, muavin arkası gibi takıntıları yoktu... "Yok, yok, yalvarsam kesin alırlar beni" dedi sesli sesli, kendi sesini duydu, irkildi... Koşmaya başladı otobüse doğru... Biletsiz de olsa, binmeliydi ilk otobüse...

3 Ekim 2016 Pazartesi

Kalanlar

Gidenler gitti, tek tek gittiler... Bırakıp yüzüstü, öylece, arkalarına bakmadan gittiler... Bazıları yavaş yavaş gitti, elinden tutarmış gibi yaptı bir süre, kaldıracakmış gibi, bir adım atarken yardımcı olacakmış gibi yaptılar... Oysa içten içe biliyordum gideceklerini... Bazıları arkada durmayı tercih etti, "sen git, ben arkadan geliyorum" diyerek el salladılar... kimini bırakıp yürüdüm, kimini bırakmak istemedim, her adımda dönüp baktım arkama, adımlarım kısa kısaydı önce... Sonra ben de unuttum her adımda arkamdakini...

Demek, demek bırakılabiliyormuş... kendin de bırakmışsın işte... Senin de kalanların varmış, değil mi?

Bazıları en başından gelmemeyi seçti, rahatlıkla yürüdün o zaman, vicdanın rahattı...

Ya "sen git" diyenler, onların niyeti var mıydı gerçekten gelmeye? Yaraları mı çok ağır geldi? Yoksa uyuttular mı seni en baştan? Kim bilir ve de ne fark eder?

Fark etmez mi sanıyorsun? Terk etmek ve terk edilmek... Fark etmez mi? Yüzüstü bırakılmak? "Sen git" derken içinden "kal" diyorsa insan, fark etmez mi?

Bence etmez... Giden gider kuzum, nasıl gittiği hiç fark etmez... Biz kalanlara bakalım...

Özlemez mi insan? Yüreği cız etmez mi?

Etse ne fark eder? Dönecek mi bırakıp gidenler? Dönse ne olacak? Tutabilecek misin elini aynı tutkuyla? Güvenebilecek misin?

Fark etmez... Giden gider, dönen... Dönen? Kim bilir...

26 Mayıs 2016 Perşembe

Göze

Görsel: Pinterest
Göze almak gerek bazen ilerlemek için bazı riskleri... Bırakmayı göze almak lazım mesela bir adım atabilmek için... Göz göre göre yapışıp kalmamak lazım güven nesnelerine... Seviyorsan söylemek lazım bence, sevmiyorsan da susmamak...

Yalnızlığı göze almak lazım ilerlemek için, yol göründüyse ucundan, ayakkabıları bağlamak lazım, sağlam basabilmek için... Hazırlık yapmak güzel, ama çok da fazla beklememek lazım...

Yüreğini iyi dinlemek lazım, içinin sesine kulak vermek lazım... Sıkışıp kalmak yerine, gerekiyorsa biraz da kırmak lazım...

Sevmiyorsan eğer artık, söylemek lazım...

Her gün biraz daha kurumak yerine, yağmurda ıslanmayı göze almak lazım... Denizlerde boğulmayı... Çamura bulanmayı...

Artık susmayı bırakmak, kavgayı göze almak lazım...

20 Mayıs 2016 Cuma

Yolculuk

Görsel: Ezginin Günlüğü
"Eksik bir şey mi var hayatında?" Nedense daha yolculuk kelimesi aklıma geldiği anda bu şarkı da zihnimde çalmaya başladı. Yolculuğa çıkmak için bir şeyler aramak mı gerekiyor acaba illa ki bana göre? Her şey tam gibi hissediyorsan otur oturduğun yerde...

Oysa ne çok farklı anlam barındırabilir yolculuk içinde...

Mesela dinlenmek, görmek, gezmek...

Ama yok, bende hep eksiklikler... Dinlenmek mesela, yorulmadan çıkılmaz mı yolculuğa?

Aramak, kaybetmeden olmaz mı yolculuk?

Yalnız kalmak, terk etmek, bırakıp gitmek, evet GİTMEK...

Yolculuk dediğin zaman işin içine gitmek giriyor zihnimde illa ki...

Oysa sılaya varmak için de çıkılabilir yolculuğa, vuslata ermek için...

Yine de bunlarda da bir "tamamlanmak" söz konusu sanırım...

Eksik bir şey varsa hayatında, yolculuk gerek sana da...

Yolculuk...


21 Nisan 2016 Perşembe

Anlasa

Görsel: Uludağ Sözlük
Anlasa da anlamasa da fark etmez artık... Biraz sonra şu kapıdan çıkıp gideceğim. Gitmek tedirginliği kaldırmaz çünkü, ya alıp başını gideceksin ya da oturacaksın oturduğun yerde... Ön görmek, plan yapmak, tedbir almak değildir gitmenin işi... Sırt çantan olacak yanında bir tek, bir de sen.

Alıp başımı gideceğim işte, bu kadar sadece... Bu çok önemli, başımı almak... Eğer giderken kafanı geride bırakırsan hiç gitmemişten beter olursun... "Bu kent peşini bırakmaz senin" demiş ya Kavafis, işte asıl mesele başını alıp gitmemekte... Olayı bitirmek önemli olan.

İşte bu nedenle anlasa da anlamasa da fark etmez... Giden benim... Kalanın ne olduğu umrumda değil artık, istediği kadar söyleyebilir türküsünü geride kalan...

Terk etmek yok gitme eylemimin içinde, çünkü sadece gidiyorum ben... Geride bıraktığım bir şey yok kendi adıma... Bitti biten, giden gider...

"Eğer anlatılmadan anlamadıysan, anlatılsa da anlamazsın demektir." demiş ya Murakami...

Anlasana...

20 Nisan 2016 Çarşamba

Gitsek

"Bu hafta sonu pikniğe gitsek ya", diyecekti, durdu... Dilini ısırdı, lafını yuttu... Dese ne olacaktı ki, sonucunu bildiği bir alay laf... Yollar çok kalabalık, hava zaten serin, bir sürü maganda, balkona çık çok istiyorsan, evin suyu mu çıktı, senin de aklın hep gezmede tozmada...

Evlendiğimden beri gün yüzü görmedim, bu tembel adamın elinde her gün ev hapsi... Gitse de iki komşu görsem diyorum, gitmiyor ki, çıkmıyor hiç evden... Pencerenin dibine oturup nakış işlerdim ilk zamanlar, sonra sonra ondan da işkillendi... "Neye bakıyon dışarı?", "Hiç işin yok mu senin? Ne biçim kadınsın? Rahmetli annem hiç boş durmazdı."

Offff, off, eskiden anam, bacım uğrardı, onların da ayağını kesti... Her geldiklerinde bir yolunu buluyor, bir kavga çıkarıyor... Kaçıp gitmek en iyi çare oluyor...

Bir göz odanın içerisinde, göz göz oldu yüreğim içime ağlamaktan derdimi... Ne derdin var? deseler, anlatacak lafım yok susmaktan gayrı...

24 Ağustos 2015 Pazartesi

GİTMEK

Görsel: http://www.renklidergi.com
İtiraf edin. Hiç biriniz benim gittiğim gibi çekip gidemezsiniz. Hepiniz rol yapıyorsunuz. Tırnaklarınızı geçirmişsiniz oturduğunuz yerlere ve asla bırakmamak için bahaneler bulup duruyorsunuz.
Tek tek, her biriniz benim yerimde olmak istediğini söyledi, oysaki. Bazılarınız hayallerini çalmakla suçladı beni.  Ben de inandım ve kendimi daha bir iyi hissettim giderken. Hepinizin hayalini gerçekleştiriyordum ne de olsa. “Gitmek tedirginliği kaldırmaz”, dedim kendi kendime. “Hem bak, Can Dündar da aynısını söylememiş mi? Sırt çantan hep hazır durmalı, alıp çıkabilmelisin, vurabilmelisin yollara kendini”.
Sonra? “Sonrasını düşünmek gitmemek için bahane aramaktır”, dedim. Hadi, cesaretin varsa at benim gibi adımını, arkasını düşünmeden.
Sorsam, hepinizin emeklilik hayali benim yaptığımı yapmak. Ben bunu şimdi yaptım. Ne kaybederim, diye durup düşünmedim bir an için. Kayıplarımla kazançlarımı karşılaştırmadım, pazarlık yapmadım.
Çantamı aldım ve çıktım sadece.
Yorumlayamadığınız bir çığlıktı oysa terk edişim. “Beni tutun” yalvarışı vardı içinde. İstemez miydim ben de sizin gibi uyum sağlamak? Asimile olmanın cazip çekiciliğini hissetmemiş miydim iliklerimde? Sizin gitmek korkunuz bende bir kalmak türküsü idi sadece. Durabilseydim gider miydim? Uyum sağlayabilseydim sizin gibi? Tırnaklarımı geçirebilecek bir zemin bulsaydım, tutunmaz mıydım?
Pişman mıyım? Herkes kadar. Bazen pişmanım yerin dibine kadar, bazen hiç de değilim. Bizi pişman kılan nedir? Başka bir hayatın ihtimali mi? Daha iyi bir hayatın? Daha iyiden kasıt nedir bu durumda? Daha başarılı mı? Daha mutlu mu? Kim daha mutlu gece yatağa yattığında, bilebilir misiniz?
Şüphesiz ben değilim, giden bendim ne de olsa. Rahatsız bir ruh. Sizi de rahatsız etmiyor muydum? Hem kalışımla, hem de gidişimle tedirgin etmedim mi? Sorgulamadınız mı kalışınızı? “Yok, yok, kalmam lazım benim.” diye hesap etmediniz mi kendi kendinize.
Benim için de böyle işte. Ben de soruyorum derinlerde. “Yok, yok, gitmem lazımdı benim.” diyorum kendimi inandırmak isteyerek.
Yolun sonuna vardığımız bugün, gitmek de bir kalmak da… Giden ne buldu, kalana ne kaldı? Mutlu muyuz bir adım daha?
Atmaca gibi bekliyorsunuz hala biliyorum. Ağzımdan çıkacak “pişmanım” sözünü bekliyorsunuz. “Biz sana demiştik.” diyeceksiniz hep bir ağızdan, halinizden memnun gülümseyeceksiniz. Bir tek ben emin olamayacağım hala, kalmak daha mı iyi olacaktı sizce?
8 Mart 2012

20 Ağustos 2015 Perşembe

BEN BİR DEFA GİTTİM

Görsel: KaFKaNKaaN

ben bir defa gittim
gitmek nedir bilirim yani
her şeyi geride bırakmak
bir kenti arkaya koymak
nedir bilirim…
Önce köklerini kontrol edersin
Sızlamaya başlar parmaklarının ucu
yeni yerler ararsın alışkanlıkla
kök salacak…
Ben bir defa gittim
tedirginliği geride bırakarak
yapayalnız
bir kenti arkada bırakarak
hüzünlerle gittim
yeni umutları arkamda bırakarak…
25 Kasım 2012
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...