1 Eylül 2015 Salı

Sıradan

Görsel: www.incisozluk.com.tr
Sıradan günler yaşamıyoruz biliyorsunuz... Her şey kontrolden çıktı artık... Büyük bir araba, freni boşalmış yokuş aşağı gidiyor... Her an kıyamet kopabilir, ama henüz hiçbir şey yok ortada... Sadece gidiyoruz yokuş aşağı, hani karnımızın altındaki o garip his var sadece... Bir yere çarpacak mıyız yolun sonunda, bilmiyoruz. Yolumuz uzun mu kısa mı, onu bile bilmiyoruz... Bir ivmedir gidiyor sadece... Düşüyor gibi de değiliz... Camdan dışarı baksak bir şey anlaşılmıyor o hızda... Tozdan dumandan ferman okunmuyor...

Sıradan günler yaşamıyoruz biliyorsunuz... Durup düşünmeye vakit yok, ama yapacak bir şey de yok... Sadece alttan alta bir panik duygusu yayılıyor... Nevrotik günler, şizoid, paranoyak günler yaşıyoruz... Her gün korkarak başlıyoruz güne ama daha da kötüsü bir yandan da alışıyoruz...

Düşünsenize bir sabah uyanacağız ve bu günler bizim sıradan günlerimiz olacak...

Korkuyorum...

1 Eylül 2015

28 Ağustos 2015 Cuma

HÜZNE BAKAR BENİM BİR YANIM

Güzel bir fotoğraf gördüğümde,
güneş ışığında,
yazın müjdecisi gelinciklerde…
Kurutulmuş güllerin tomurcuklarında…
Umudun ertesinde…
Hep hüzün görüyorum
Nedendir bilemem
Hüzne bakıyor işte bir yanım
Hâlâ… Hep…
2 Mayıs 2014

ÇOK YÖNLÜ KİŞİLİKLER VE DAHİ KİŞİLİK BÖLÜNMELERİ


Bir aynayı 40 bin parçaya böl, işte o kadar kişi var içimde yaşayan… Sadece benim mi, eminim hepimizin… İnanılmaz mı geldi, çok basit bir egzersiz önereyim size… Herhangi bir arkadaşınızı ele alın… Mümkünse sosyal medyayı yoğun olarak kullanan teknolojik açıdan aktif biri olsun ki tezimizi daha rahat örneklendirebilelim… Bu kişinin Facebook sayfasına bakın önce, paylaştığı fotoğraflara, hatta pek derin incelemenize gerek yok, profil fotoğrafları albümüne bakın, bir de duvarında paylaştıklarına… Ailesi, ilgi alanları, önem verdiği konular hakkında bilgi sahibi olun. Sonra gidip LinkedIn profiline bakın, “aaaa, hem de şu üniversiteden mezunmuş meğer, hem de şu şirketlerde şu pozisyonlarda çalışmış” diye şaşırın. Sonra attığı Tweet’lere bakın aktivist yanını görün. Varsa Instagram hesabını, Foursquare check-in’lerini, Pinterest hayallerini gözden geçirin, bambaşka yönlerini anlayın…
Ve sonra da söyleyin bana… Kaç bin parçadan oluşur bir insan?

KAĞITTAN GEMİLER


Kağıttan gemiler yaptım kendime
Acılarımı yolcu etmek için
Oysa ihanet ettiler bana
Hüzünler taşıdılar geriye
Özlemlere yelken açtılar
Neş’e tahsil edecektim rüzgardan
Oysa yel aldı sevinçlerimi
Gemiler mahsun kaldı
Yıprandı telaşlarda
Daha suya veremeden
Islandı kursaklarda
15 Nisan 2014

AYNALAR… AYNALARIM…

Ruhun yüzlerce hikayesi vardır ve hepsi de aynalardadır…


Fotoğraf: Shiva_Abarai
6 Nisan 2014

BURUK BİRAZ

Fotoğraf: Cengiz ŞAHİN

Mezarlıkta açan bir gelinciğin sevinci gibi selamladım seni… 
Taptaze, tertemiz ama buruk bir sevinç…

19 Nisan 2014

KISA TIRNAKLARIN ÖYKÜSÜ

İpek Çiçeği (Portulaca Grandiflora)

Tırnaklarım hep çamurludur benim, bilir misiniz? Bir bitki gördüm mü dayanamam, ne yapar eder, bir parça toprak bulur, daldırıveririm içine… Yıllar süren çiftçilik deneyiminden geldiğini sanmayın bunun. Apartman çocuğuyum ben. Bitkilerle ilgili hatırladığım ilk şey, anneannemin pencere önü saksıları… Bir de büyük ev bitkileri şüphesiz, devetabanı ve kauçuk… Çocukluğumun bir parçası o çiçeklerin anıları… Bir de yine anneannemden dinlediğim tarlalardan ot toplama hikâyeleri… Labada mesela, kuzukulağı… Hep bildiğim, ama ancak on yıllar sonra tanıştığım bitkiler…
Bir gün, okulların tatil, sokakların boş olduğu sıcak bir yaz gününde, yerde bir bitki bulmuştum. Çiçek, tomurcuk falan yoktu üstünde… Sıcaktan iyice yumuşamış bir sap sadece, öylece yatıyordu asfaltın üstünde… Yolda bulduğu yaralı kediyi, hasta kuşu eve taşıyan diğer çocuklar misali, ölmek üzere olan o bitkiyi eve taşıdım ben de… Anneanneme götürdüm. Hemen alıp suya koydu bitkiyi, ama vazo ya da bardağa değil de bir kül tablasına, yan yatırdı. Hala düşünüyorum, bildiğinden mi yapmıştı, yoksa o mu gelmişti eline… O yeşil kül tablasında yeniden hayat buldu bitkicik, köklendi hemen. Onu alıp bir saksıya aktardık birlikte… Meğer bir ipek çiçeği ile müşerref olacakmışız… Harika, kırılgan, ipek gibi taç yaprakları olan muhteşem dayanıklı bir çiçek…
Belki o deneyimden kaynaklanıyor doğa ile bu iletişimim… Hani “parmağını daldırsa tutar” denilen insanlar vardır ya, işte ben onlardan biriyim… Doğa her zaman ödüllendirmiştir beni. Bir saksı çiçek alırım, yanından ya çilek boy gösterir ya ısırgan… Kargalar gelir ceviz diker balkonumdaki saksıya… Bir bakarsınız semizotu sürüvermiş sardunyalarımın dibinde, bir bakarsınız fesleğen begonyanın altında.
İşte bu nedenle tırnaklarım hep çamurludur benim, kıyamam çünkü, bir boynu bükük çiçek gördüm mü illa ki daldırırım toprağa…
20 Nisan 2014
Not: İki gün önce (lisanın onsekizinde, senin deyiminle), 90. yaş gününü kutladım içimde… Bu yazı da sana doğum günü armağanı olsun benden. Nur içinde yat anneannem…
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...